Eğitime Katkı Payı Ne Zaman Çıktı? Bir Eleştiri Yazısı
Eğitim, her birey için temel bir hak olmalı, değil mi? Ama Türkiye’de eğitim hakkı denildiğinde, “katkı payı” denen bir kavram da devreye giriyor. Peki, bu katkı payı ne zaman çıktı? Neden çıktı? Ve gerçekten eğitim sistemimize katkı sağlıyor mu, yoksa sadece bize ekstra yük mü getiriyor? İyi de, neyi ödüyoruz biz? Gerçekten bir katkı payı var mı, yoksa adeta bir zorunluluk gibi mi sunuluyor? Kafamda deli sorular var. Hadi, bakalım bu katkı payı nasıl bir hikayeye dönüşmüş.
—
Eğitime Katkı Payı Ne Zaman Çıktı?
Eğitime katkı payı, 2000’li yılların başında, özellikle 2003 yılında yapılan bir yasal düzenleme ile hayatımıza girdi. O zamanlar, “Eğitimde kaliteyi artırmak için katkı sağlanmalı” gibi cümleler dökülüyordu dudaklardan. Tabii ki “katkı payı” denildiği zaman, halkın aklında hemen “ekstra para” ve “herkesin sırtına binen bir yük” gibi bir düşünce beliriyor. Düşünsenize, devlet üniversitelerinde okuyan bir öğrenci, derslik, öğretmen, kütüphane ve diğer altyapılar için zaten devletin bir şekilde harcama yaptığı bir ortamda, ek olarak bizden para isteniyor. Bu da “katkı” gibi bir kelimenin gerisinde ne kadar ciddi bir işin döndüğüne dair ipuçları veriyor.
Aslında, bir yandan bakınca eğitimde kaliteyi artırmaya yönelik yapılan her şey takdir edilesi olabilir ama bu katkı payı sorunu, tam olarak neye ve kime hizmet ediyor? Öğrencilerin, ailelerin sırtına ek yükler bindirerek kaliteli eğitim nasıl sağlanacak? Burada büyük bir çelişki yok mu?
—
Eğitime Katkı Payının Güçlü Yönleri:
Evet, katkı payının güçlü yanları olabilir. Hadi dürüst olalım: Devlet, üniversitelerin altyapısını güçlendirmek, öğrencilere daha fazla imkan sunmak istiyor olabilir. Bu katkı, okullara yeni laboratuvarlar kurmak, dijitalleşme için altyapı sağlamak gibi somut faydalar sağlayabilir. Hatta bazen bu katkı sayesinde üniversitelerde bir nebze olsun ders sayıları artabiliyor ya da öğretim üyelerinin araştırma imkanları genişleyebiliyor. “Eğitimde kaliteyi artırma” vaadiyle bir anlamda bu katkı payı, öğrencilerin daha iyi bir öğrenim görmesini sağlayabilir.
Ama, ben buradayım, hem de İzmir’de! Çevremde görüyorum ki, devlet üniversitesinde okuyan öğrenciler, her şeyin daha iyi olduğunu söylüyor, ama bir yandan da her türlü olumsuz durumu yaşıyorlar. Elektrik kesintisi, eksik ders materyalleri ve tabii ki fazlasıyla donanım eksiklikleri hâlâ var. Bu katkı, gerçekten bir şeyler değiştiriyor mu? Yoksa sadece parayı toplayıp bir yerlere mi harcıyorlar?
—
Eğitime Katkı Payının Zayıf Yönleri:
Asıl tartışılması gereken konu burası: Eğitime katkı payı, gerçekten öğrencinin eğitimine katkı sağlıyor mu? Katkı payı adeta “görünmeyen” bir ödeme gibi. Her yıl artan bu katkı, genellikle okulun gelişimine harcanmak yerine çeşitli bürokratik harcamalarla kaybolabiliyor. Çoğu zaman da öğrencilerin sırtına yük olan bu katkı, aslında en temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasında yeterince etkili olamıyor.
Bir kere, bu katkı payı, her yıl farklı miktarlarda ödeniyor ve çoğu öğrencinin bu katkı için yaptığı harcama, giderek artan bir yük oluşturuyor. Öğrenciler, bir yandan sınıflarda kullanılan materyallerin eksik olduğunu, diğer yandan bu ödemeleri yaparken daha iyi eğitim imkanlarına erişemediklerini söylüyorlar. Örneğin, birkaç yıl önce bir arkadaşımın başına gelen bir olayda, fakültesindeki laboratuvarların yenilenmesi için bu katkı payı kullanıldığını düşündü, ama sonrasında öğrendi ki, sadece eski ekipmanlar değiştirilmiş ve aslında hiçbir yenilik yapılmamış. Yani öğrenciler, paralarını bir hayal için harcamışlar.
Burada insanın aklına şu soru gelmiyor mu: “Bizim verdiğimiz katkı, gerçekten öğrencilerin eğitimine katkı sağlıyor mu, yoksa sadece bir sistemin içini doldurmak için mi kullanılıyor?”
—
Eğitime Katkı Payı: Sadece Öğrenciler Mi Ödüyor?
Şimdi bu durumu bir de öğrencilerin aileleri açısından düşünelim. Her yıl katkı payını ödeyen öğrenciler, bu parayı nasıl kazanıyor? Bunu sorarken, eğitim sisteminin en temel adalet sorunlarına da parmak basmış oluyoruz. Zengin ailelerin çocukları için üniversite eğitimi, neredeyse hiç bir yük getirmiyor. Ama düşük gelirli ailelerin çocukları için bu “katkı” ciddi bir problem haline geliyor. Eğitimde fırsat eşitliği gerçekten sağlanabiliyor mu? İyi eğitim almak sadece parayla mı elde edilir? Bu sistem, gerçekten toplumsal eşitsizlikleri pekiştirmiyor mu?
Düşünün, eğitimde fırsat eşitliği, sadece katkı payı değil, aynı zamanda devletin sağladığı imkanlarla doğru orantılı. Aksi takdirde, zenginlerin çocukları zaten bu katkı paylarını rahatça öderken, yoksul ailelerin çocukları en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabiliyor.
—
Sonuç: Eğitimde Katkı Payı Gerçekten Geliştiriyor Mu?
Eğitime katkı payı, sistemin eksikliklerini bir nebze olsun dengelemeye çalışan bir girişim olabilir, ama bence gerçek soru şu: Bu “katkı” gerçekten öğrencilere fayda sağlıyor mu, yoksa sadece yük mü yaratıyor? Üniversitelerin altyapısını iyileştirmek adına yapılan yatırımlar önemli, ama bu katkı payları ne kadar şeffaf bir şekilde harcanıyor? Öğrenciler, gerçekten eğitimde bir kalite artışı görüyorlar mı, yoksa yalnızca daha fazla ödeme yapmaya mı zorluyorlar? Bu konuda net bir cevap bulmak zor, ancak gelecekte bu soruları hep birlikte tartışarak çözüm aramak şart.
Belki de eğitimde daha adil bir sistemin oluşabilmesi için katkı payı yerine başka finansal modeller düşünülmeli. Eğitim, her şeyden önce bir hak olmalı; eğitimde fırsat eşitliği için gerçekten daha fazla şey yapılmalı.