2024 Mübarek Günler Ne Zaman? Bilimsel Zaman Algısının Kutsal Boyutu Merhaba sevgili okuyucular, Bilime meraklı biri olarak her zaman şu soruyu kendime sorarım: Zamanı sadece ölçüyor muyuz, yoksa anlamlandırıyor muyuz? Bu düşünce beni “2024 mübarek günler ne zaman?” sorusuna farklı bir açıdan bakmaya yönlendirdi. Çünkü aslında bu sorunun cevabı sadece takvimde değil, astronomiyle, kültürle, hatta insan psikolojisiyle iç içe. Bugün sizlerle birlikte kutsal zamanların bilimsel temellerine ve 2024 yılı için nasıl belirlendiğine sade ama derin bir mercekle bakalım. Zamanın Bilimsel Dili: Takvimler Arası Denge Öncelikle şunu netleştirelim: Mübarek günlerin tarihleri Kameri (Ay) takvimine göre belirlenir. Yani bu tarihler, Ay’ın Dünya…
2 YorumFikir Dolu Topluluk Yazılar
Kalp Hangi Duyguyu İfade Eder? Psikolojik Bir Mercekten İnsan Kalbinin Dili Bir psikolog olarak yıllardır insanların davranışlarını, ifadelerini ve özellikle de kalbin sembolik gücünü gözlemliyorum. Danışanlarımın çoğu, “Kalbim kırıldı”, “Kalbim hissetti” ya da “Kalbim öyle söyledi” gibi ifadelerle duygularını anlatırken aslında bilinçdışının bir dilini konuşur. Peki gerçekten kalp hangi duyguyu ifade eder? Bunu yalnızca romantik aşkın bir metaforu olarak mı algılamalıyız, yoksa kalp daha derin bir duygusal haritayı mı taşır? 1. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden: Kalp ve Zihin Arasındaki Sessiz Diyalog Bilişsel psikoloji, düşünce süreçleriyle duygular arasındaki ilişkiye odaklanır. Beyin, duyguların biyolojik merkezidir; ancak insan zihni bu duyguları kalp üzerinden sembolleştirir.…
2 YorumHz. Ömer Hz. Muhammed’in Neyi Olur? İnanç, Dönüşüm ve Sözün Edebi İzleri Kelimeler, insanın hem hatırlama hem de anlam verme biçimidir. Edebiyatçı için her tarihsel figür, yalnızca bir kişi değil; bir anlatının, bir dönüşümün, bir metaforun taşıyıcısıdır. Hz. Ömer ile Hz. Muhammed arasındaki ilişki de tarihsel bir yakınlıktan çok daha derin bir edebi yankı taşır. Bu iki isim, sadece bir inanç sisteminin kurucu figürleri değil; aynı zamanda insanın kendi içindeki karanlıkla aydınlık arasındaki mücadelenin sembolleridir. Edebiyat, tarihi olayları değil, onların insandaki yankısını anlatır. Bu yüzden “Hz. Ömer, Hz. Muhammed’in neyi olur?” sorusu yalnızca akrabalık bağlarını değil, manevi bir yakınlığın edebi…
2 YorumGölge Oyunu Tekniği Nedir? Edebiyatın Işığında Gölgenin Estetiği Edebiyat, kelimelerle gölge düşürmenin sanatıdır. Her yazar, satırların ardında bir ışık yakar; her okur, o ışığın oluşturduğu gölgeler arasında kendi anlamını bulur. Gölge oyunu tekniği tam da bu ilişkide doğar — görünmeyenin dili, ima edilenin sahnesidir. Anlatı ve gölge bir araya geldiğinde, edebiyat yalnızca anlatmaz, düşündürür; yalnızca göstermez, hissettirir. Edebiyatçılar için gölge, hem bir gizleme biçimi hem de bir açığa çıkarma aracıdır. Çünkü bazen hakikat, doğrudan değil, gölgesinden anlatıldığında daha derin yankı bulur. İşte bu yüzden gölge oyunu, sadece bir tiyatro tekniği değil, bir anlatı felsefesidir. Gölge Oyunu Tekniğinin Edebi Temeli Gölge…
2 YorumGöden Ne Anlama Gelir? Gücün, Kurumların ve İdeolojinin Gölgesinde Bir Kavram Bir Siyaset Bilimcinin Düşünce Laboratuvarından Siyaset biliminin temelinde bir soru yatar: “Güç kimde ve nasıl kullanılıyor?” Toplumun damarlarında dolaşan bu güç, kimi zaman yasalarla şekillenir, kimi zaman da görünmez kurallarla işler. Bu bağlamda, Türkçenin derinlerinden gelen ve köken olarak Anadolu’nun yerel dil hafızasında yaşayan “Göden” kelimesi, yalnızca dilsel bir merak değil, aynı zamanda siyasal bir metafor olarak da karşımıza çıkar. Göden, bazı ağızlarda “sınır, çizgi, kenar” ya da “geçiş noktası” anlamında kullanılır. Ancak bu sınır, yalnızca coğrafi değildir; güç ile itaat, iktidar ile yurttaş, erkek ile kadın, birey ile…
2 YorumHandan Hangi Akım? Toplumsal Cinsiyetin Gözünden Bir Edebiyat Yansımaları Bazı romanlar yalnızca bir dönemi değil, bir bilinci temsil eder. Halide Edib Adıvar’ın Handan’ı da tam olarak böyle bir eser. Onu sadece bir edebi akımın içine sığdırmak, hikâyenin taşıdığı toplumsal yankıyı eksiltir. Fakat yine de “Handan hangi akımın eseridir?” sorusuna yanıt ararken, bu romanın hem bireysel hem de toplumsal mücadeleyi anlatan güçlü bir kadın sesi olduğunu unutmamak gerekir. Bu yazıda, Handan’ı toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet ekseninden bakarak, samimi ama düşündürücü bir şekilde ele alalım. Handan ve Feminizmin Erken Adımları Handan, Türk edebiyatında bireysel psikolojiyi derinlemesine ele alan ilk romanlardan…
2 YorumAkıl Çizgisinin Çatallı Olması Ne Anlama Gelir? (Yoksa Kararsızlığın Parmak İzi mi?) Eğer avuç içindeki çizgilere bakarken “Benimkinde neden çatallanma var?” diye düşündüysen, yalnız değilsin. Kimi buna yaratıcı zekânın işareti diyor, kimi kararsız ruh halinin sembolü… Ben ise her iki ihtimale de kapıyı aralık bırakmayı seviyorum. Çünkü sonuçta hepimiz, hayat çizgimizi biraz kendi elimizle çizmiyor muyuz? Akıl Çizgisi Nedir, Nereden Çatallar Bu İş? El falında akıl çizgisi, zihinsel süreçleri, düşünce tarzını ve karar verme biçimini temsil eder. Yani, beynimizin “ben kimim ve neyi neden yapıyorum?” diye sorduğu o derin yerin küçük bir haritasıdır. Bu çizgi çatallandığında, genellikle “ikili düşünme” ya…
2 YorumGidon Yaralanması Nedir? Öğrenme ve Farkındalık Üzerine Pedagojik Bir Bakış Eğitim, yalnızca bilginin aktarılmasından çok daha fazlasını içerir. Her öğrenme süreci, bireyi yeni deneyimlere, farkındalıklara ve düşünme biçimlerine yönlendirir. Bir eğitimci olarak, insanların günlük hayatlarındaki küçük ama önemli kazaları ve kazalar sonucu edinilen dersleri görmenin, nasıl büyük değişimlere yol açabileceğine sıklıkla tanıklık ediyorum. Bisiklet sürücülerinin karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri olan gidon yaralanması gibi bir durum, öğrenmenin ve farkındalığın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu yazıda, gidon yaralanmasının ne olduğunu, öğrenme teorileri ve pedagojik yaklaşımlar çerçevesinde tartışarak, bu tür kazaların önlenmesi için nasıl bir yaklaşım…
2 YorumGerçeküstü Anlatım ve Ekonomik Perspektif: Seçimler, Sınırlılıklar ve Sonuçlar Ekonominin Temel İlkeleri: Sınırlılıklar ve Seçimlerin Sonuçları Ekonomi, temel olarak kaynakların sınırlı olduğu ve bu kaynakların nasıl dağıtılacağına dair alınan kararların önemli olduğu bir bilim dalıdır. İnsanlar ve toplumlar, her gün sınırlı kaynaklarla karşı karşıya kalırlar ve bu sınırlılıklar, bireysel ve toplumsal kararları şekillendirir. Herhangi bir ekonomik karar, belli bir fayda sağlarken, aynı zamanda başka fırsatların kaybedilmesine yol açar. Bu sınırlılıklar ve seçimler arasındaki ilişki, sadece maddi değerler değil, aynı zamanda daha soyut, hatta gerçeküstü olan bir düzlemde de geçerlidir. Gerçeküstü anlatım, bu bağlamda, ekonomik düşünceyi ve toplumsal yapıyı farklı bir…
2 YorumMerhaba sevgili okuyucular, Bazen gökyüzüne bakıp “Aslında şu mavi kubbenin altında bizi saran hava nelerden oluşuyor ve gelecekte bu denge nasıl değişebilir?” diye düşündüğünüz oluyor mu? İşte bu yazıda, hem merakımızı hem de vizyoner tarafımızı harekete geçirecek bir beyin fırtınasına davet ediyorum. Farklı bakış açılarıyla yaklaşarak geleceğin atmosferini hayal etmek, aslında insanlık için ortak bir vizyon inşa etmek demek. Hava Küre Hangi Gazlardan Oluşur? Bugün bildiğimiz şekliyle atmosfer; %78 azot, %21 oksijen, %0.9 argon, %0.03 karbondioksit ve iz miktarda neon, helyum, metan, kripton, hidrojen ve su buharından oluşuyor. Bu oranlar, canlı yaşamını mümkün kılan olağanüstü bir dengeyi işaret ediyor. Ancak…
2 Yorum